30 Mayıs 2011 Pazartesi

KORKU

Bir hayalim
Ki büyük bir atfedilmiş ruh var ağzıdır kalbine giden yolun, ben çıkarım yolun sonunda hayalim çıkar hıçkırıklara boğulursun
Artık kaldıramaz mutluluklar orada hüzün vardır…

Korku bir hastalık gibidir seni esir almasın cesaret kılıcın her daim keskin olsun.

gözlerim ki artık bir çocuğun umuduyum...kısır olan ruhumla

Bir kelimeyim artık dudaklarda acı bir ses bir tebessüm dervişin selamı ...ruhu satılmış bir kölenin...dayak yiyen bir afgan kadınının ...katledilen bir çocuğun ...aç yatan bir çocuğun ...kömür taşıyan bir çocuğun...tecavüze uğrayan bir çocuğun...gözlerindeki yaşlarının tanesine dönüşürken umudu bir kılıç gibi ikiye ayıran gözlerim ki artık bir çocuğun umuduyum...

mstrbsyn kadar gerçek bir o kadar yalan olan durumsuzluk benim ki...

sözcüktür işte
vazgeçtiğin andır kendinden
can acıtır sadece
dildir zaten
kurgular
kurgularız sadece olmamışcasına
tüm duyarlılığımızla
böyledir
sadece bilirsin...

katliamın pençesi!

Biliyorum hep duygusal şeyler anlattım üzülmüşsündür sen şimdi şu bişiler yazma işini elime yüzüme bulaştırdım. Ama sen de suçlusun... Lavaboda rüyamda sokaklarda her yerde adın karışıyor hayatıma.

Kah ayakkabımdan sızıyorsun hasret diyor ağlıyorum kah parklarda dudaklarımdan akıyorsun daha bir susuyorum...

İşte bu yüzden sana hasretim...
işte bu yüzden suskunluğum...

SADAKAT a RÜZGAR

Her sabah iki kişilik bir yatak düzeltiyor ve ne kadar yalnız olduğumu anlıyorum. Oysa ek kişiliğe alışmıştık iki bedenken birlikteyken biz'ken. Bakma etrafımdaki gölgelere, sarılmıyorum hiç birisine yalnızlık halen sensizlik demek. Denedim inan bana olmadı değiştiremedim. Şimdiyse korku saldı titreyen dudaklarımı savaşacak gücüm kalmadı... Mesela bu sabah lavaboda yıkıyordum yalnızlığımı aynada sapanı kırık bir kız çocuğu bana bakakaldı....

rüyalarımda bile gözlerim sağanak bu şehire benziyor her geçen gün... gri puslu arka sokaklar orospu ruhlu bir rüzgar ve sarı yaprak gölleri yürüyerek geçesin gerçeken hüzünlenesin diye... Bu arada sakın kızma küfür değildi söylediğim. Rüzgr burada bütün hüzünlü kadınlar gibi her yalnız ruhla düşüp kalkmakta...

ENGEL

doğmak başlı başına bir engelmiş… engellerle karşılaşıyorsun…her zaman bildiğin tanıdığın birileri geliyor ve el sallıyor…ama sen buna her seferinde hazırlıksız yakalanıyorsun sanki…konuk oluyor fütursuzca sana… el sallıyor bak ben buradayım yine geldim hadi beni tut diyor..eskiden çocuklara alınan bir oyuncağı hatırla..kutuyu açarsın ve bom…içinden bir hokkabaz çıkar…ayakları yoktur sadece yay vardır..ayaklar ne işe yarar ki…birden şaşırmakla karışık bir korku duyarsın…ne oluyor dersin..bunun gibi…yüzüne inceden çizmişin ayak uçlarını..sızıntısına da aldırmıyorsun kim görebilir ki seni …kim kendi şarkısını mırıldanır da sana ucundan ...keleBek

kanatsız

tanrından istedin geceleri…her sabah pencerenin yanına üşüşen güvercinlerden medet umdun bir süre…onların bıraktıkları tüyleri yastığın altına koyarak sessiz dualar ettin tanrına uyumadan önce…ne olur bana da bir kanat ver tanrımın tanrısı…bir çift kanat sadece…ama olmadı…ne kanatların çıktı ne de o mavi çocuk geri döndü…alış istedim…ama meleklere inanmayışımı sana nasıl anlatacağımı hiç bilemedim…bu gidiş hiçbir şeye benzemedi dedin ilk …ve bende bu gidişi sana nasıl açıklayacağımı hiç bilemedim…

Ah Sen Ceketime Tutun Ceplerimizde CEMAL SÜREYA Yaşar ...

böyle iç içe geçmiş tutuyorum bir tanesini kocamannnnn..ve nasıl söyleyeyim sana incecik….porselenden daha ince daha da ince...hiç bir maddede olmayacak kadar ince...cebime koyuyorum onları cemal süreya şiirlerinin yanına...hatırla senle o yüksek katlı plazaların herhangi birine çıkıp insanların üstüne cemal süreya yağdıracaktık...tek istediğim buydu...bunun için bile gelmez misin limoN...

ZALİMİYET meczupu

şarkıların bizi dinlediği bir zmandan bizim şarkı yazamadığımız zaman yolculukta kanayan yüzülmüş beyin zarına sahip ben ...

özlem ve elinden anne olma sanşı alınması ...

artık yok ama yanımda..

hala içimde ...

GURUR-U GURUR

yavaşlatılmış bir tek gün mü yaşadığın hayat
sende genişleyen zaman
bende daralan nefes oluyor bunca

ne konuşurum şimdi
boğazımdaki bu taştan ok
kaç asır sonra aşınır ki hür bırakır sesimi

hayal otlarımsın benim
sana hareket veren rüzgâr
beni kuyulara salan kova

ve açılan hayal kapıları kuyularda
masalların sihirli ülkelerinde
kazanılan savaşların memnun sonları

gururu gurur bir aşk otu
kral terzisinin elinde ve o terzi ki
biçiyor otları dikiyor yalnızlık elbisemi benim

kaç sonumuz oluyor yaşadıkça
hep aynı mutluluk elmalarını aradıkça
cadıların çoktan zehirlediği

beni karanlık mahzenlere giydiren elbise
beni kırk gün kırk gece zincirleyen düşünce
ak tüllü pencereler ardında
yeni güne gülümserdim şimdi
bu bir masal olsa

hayal otlarımsın benim
sepetler örüyorum senden zehirli elmalar için
uyudukça öfkeleniyor gördüğüm rüya
uzuyor uzadıkça otlar

28 Mayıs 2011 Cumartesi

kalb-i kahin yolculuk

Gorunmez olan ellerin sayilmaz olan zamanlarin 30 gun 720 saat 43200 dk oncesine donus yaparsak sevgimizin ruhumuza ruhumuzun benligimize benligimizin yazilara yazilarin dile dilin bedene kavustugu an'a kavusucaz. ilk an gozun goze dudagin dudaGa sevdanin bir gerceklige donustugu dakikaYa hayran oldugum yerdeyim hala sana simsIkI bagli delice tutkun az alismis biraz daha carpilmis biraz daha kaybolmuslukla direnmis haldeyim ! Beynim 15 04 20w1 de seninle karsilasti 30 da seni Bana Bahsetti seni gercekten seviyorum ve sonsuzluk kadar sana bagliyim nice dklarin saate saatlerin gune gunlerin ay'a aylarin yillara yillarin mezara kadar olmasi dilegi ile !

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Haddi Haram

Ey sevgili  yalnizliga mi çekilmek istersin? kendi yolunu kendin mi aramak istersin? biraz dur ve dinle beni..
kendine kötünü ya da iyini verebilir misin ve asabilir misin istemini basinin üstüne bir yasa gibi?
olabilir misin kendi kendinin yargici ve intikamcisi kendi yasanin?
bugün bile birçok seyde istirap çekiyorsun ey sen tek kisi: bugün hala cesaretin ve umutlarin tam.
fakat bir gün yoracak seni yalnizlik, bir gün bükülecek gururun ve yerinden oynayacak cesaretin. haykiracaksin bir gün “ben yalnizim” diye.
bir gün göremeyeceksin artik yükseldigini ve çok yakininda olacaksin alçaldiginin; kendi yücen bile korkutacak seni bir hayalet gibi. bagracaksin bir gün “her sey yanlis!” diye. duygular vardir yalnizlari öldürmek isteyen; basaramazlarsa öldürmeyi, o zaman kendileri ölmek zorunda kalirlar. fakat yeter mi gücün senin katil olmaya?
koru kendini iyilerden ve adillerden! onlar hoslanirlar kendi erdemini yaratanlari çarmiha germekten –nefret ederler yalnizlardan…
koru kendini sevginin nöbetlerinden! çok çabuk uzatir elini yalniz kisi, karsilastigi her insana… fakat karsilasabilecegin en büyük düsman kendin olacaksin yalnizca; bizzat kendin bekleyeceksin magaralarda ve ormanlarda pusuda.
ey yalniz kisi! kendine giden yolu yürürsün! kendinden ve yedi seytanin önünden geçer yolun!
ey yalniz kisi, yaraticinin yolunda yürürsün: bir tanri yaratmak istersin kendine yedi seytandan.
ey yalniz kisi, sevenin yolunda yürürsün: kendini seversin sen, bu nedenle küçümsersin kendini, sevenlerin küçümsedigi gibi.
yaratmak ister seven kisi, çünkü küçümser! sevdigi seyi küçümsemek zorunda kalmamis bir kisi, ne anlar ki sevgiden!
sevginle gidesin yalnizligina ve yaratmanla kardesim; çok sonra topallar adalet, senin ardindan.
gözyaslarinla gidesin yalnizligina kardesim. ben kendisinden ötesini yaratmak isteyeni ve öyle yok olani severim…

21 Mayıs 2011 Cumartesi

Z İ F T R A H V A N -ı kurt

suçlu gözlerden geçip görülmeyen bir esrarın perdesini aralarmışcasına ... saklı bahçede ...birgün biter mi demelere ziyankar zift kadar gelmemiş geleceksin ...
aptal gönül sıkıştırılmış ...şimdiki zaman sulanmış ...bir göz seyrelmiş ...bir görüş yaratmaya yaratılmış bir gizem ..nerde o deli seven rüzgar essin ki o keleBek buralara gelsin yakarcasına göze damlayan limoN kadar yaksın ..
kim bilir ?alkol şişesine saklandığını içinde uyuduğunu orda uyuştuğunu kaybedilmişliklerinin oranının kaç cc olduğunu..bilemicek evet asla anlamıcak kimse o bedende olan beyin de yakalananları ...

sen o alkol şişesinde şişen o kurtsun dolmadı mı limitin daha ?

19 Mayıs 2011 Perşembe

istaNBul tuaNa Baray

mutlulugum icin zekami sattim para almadim karsiliksizligina koydum onu! birdaha kimse bedel koyamasin diye ... nefes almaya baslamak yada basladigini hissetmek ... mutluluk nedir?
Iste mutluluk ic ummadigin anda olumune 5 kala dogdunu farketmektir ! ne buyuk ironik ayaklanma sasirtici vazgecilmezlik pihtisi olan yuregim sessiz cigliklarla uyandi ! kendi benliginden vazgecicek kadar vezgecememektir... kendini kaybedercesine sorundur onu sevmek ... sevilmemeyi goze alamamaktir organlarina kalici hasar vermektir...Kalbini yok etmek pahasina nefesini tutmaktir...kimsiniz dediginde biri aklindan once onun ismini gecirmektir karalamaktir hayati silgisiz olmana ragmen ... bizde YASANILMAZ anlatilir ...cunki onu sadece ben yasarim bole derin anlamli ve tutsakca o yuzden kimse ysayamaz ben anlatirim ibret olur sevda msallarina bir hikayeyi romana romani msala msali bir EVLADA ceviricek cinsten BiR RUYA anlatirim ... ama dilim kesik lugatim bozuk beni alayana... istaNBul

not

not:seni seviyorum ve sende aramiza ardi ardina engeller koymaktasin yakinda bir kale insa etmis olacaksin yuregin benden kacmak mantigin bende kalmak kurallarin beni kapi disari etmek istiyor ...
Sonuc olarak ben kendimi cok kotu hissediyorum aci cekmek istemiyorum ...seni de bu aciya ortak etmek... seni gormek istiyorum tartismak ikayemize devam etmenin benim icin onemli oldugu kadar senin icinde degip degmiyecegi konusunda beraber serbestce bir secim yapmak istiyorum...

delilerle benim aramdaki fark benim deli olmam kendime degildi!

seninle mutlu bir zaman yasadim...bilincaltima celik gibi bir irade ortaya koyuyordum basari mutlulugunda yuzuyordum tadini cikariyordum ardindan erseyi mahvettim kazanan sen oldun ben eskisi gibi kaliorum donuyorum duygusuzluga mahkum ediyorum kendimi! umitsizce onlara benzemekten baska carem yok sanirim salt dusunen olu balik siyrilmayan kaybolan kacmayan bekleyen ama neyi bekledigini bilmeyen yagmur damlalari arasinda kaybolan bir deli   oluyorum

16 Mayıs 2011 Pazartesi

½ A Ş K

RUHUN ÇIPLAK KALBİN SESSİZ BEYNİN İSYANDA YAPMA

bir şeylerin ruhunu kapatmasına izin verdin hep oysa hiç göründüğü gibi sert değildi duvarlar içinden geçebiliyordun... oysa hiç mükemmel değildi insanların döndürüp durduğu şu dolaplar sen hep çizginin dışına taşmazsan üstüne gelmeyeceklerini düşündün..sanki ardındaki binlerce cinayeti başkalarından gizliyor gibiydin... ruhunun içini bir görseler her şey sona erecekti.
ama sen göstermek yerine hep gizledin hep bir olumsuzluğun içine gizledin...
O durmaksızın yükselttiğin duvarların seni hep koruduğuna inandın  ama şimdi hepsi gözünün önünde tek tek yıkılıyor... çırılçıplak kaldığını hissediyorsun..

evet yüklerini at soyun çırılçıplak kal ama bana kal bize kal ..

Bazen daha güzel geliyor değil mi insana… yüklerinden kurtulan bir sandal gibi daha hızlı ama daha nazlı dalgaları eteklerinde hissederek yürüyorsun...

kırılan kalbini seviyorsun değil mi....çünkü sen onu tek başına ağladığın gecelerin şahidi kıldın.... kendi ellerinle parçaladın onu.  kaybetmekten yorulmuşş kazanmayı adet edinmişcesine ... ilk darbeyi nasıl ellerinle vurduysan son darbe de senden gelsin istiyorsun artık bir başkasından değil...

bu kendi kendine konuşmaların sebebi bu değil mi?
 Bir de şu bitmek bilmeyen sensiz geceler.... bir de gelecek güzün eskisi gibi kalbini okşamayacağı korkusu..... hepsi üst üste geliyor..... insanların yaralı gülüşleri seninkine karışıyor..... bir adam görüyorsun... gülüşü yüzünü yırtar gibi bakıyor sana.... Onun yüzünü yırtan gülüş....seninkini bıçaklıyor.

15 Mayıs 2011 Pazar

B E N İ B I R A K M A

Belki güneş bi gün ikimiz için doğar
Belki korkuları hayallerimiz boğar
O masal günü gelinceye kadar
Susuyorum , susuyorum
Susadıkça yüzün düşer aklıma
Korkar oldum düşlemekten
Adını anarım çoğalır sesim
Konuşmaktan düşünmekten özlemekten

Gel bak bir elimde gökyüzü var hala
Ötekinde kayıp giden yıldızlar la la
Korkularda benim umutlarda
Beni bırakma

Kimse kimsenin herşeyi olamaz-mış
Di'li geçmişten tek yaramsın sen
Sensiz kimsemiyim kimsesizmiyim bilmem ,
Hiç bilmek istemem hatta düşünmem

Gel bak bir elimde gökyüzü var hala
Ötekinde kayıp giden yıldızlar la la
Korkularda benim umutlarda
Beni bırakma

11 Mayıs 2011 Çarşamba

kalintilarin arasindaki sihirli saydam tutulmusluk

cok karanlik bir gecmisin gelecek yortusu icinde kalinmislik yasarken; karsima cikan saadet bir aydinlik cagin baslangicindaydi.Sona ermenin soluksuzluga yurumenin baslangica kosmanin sikintidan adim adim uzaklasmanin verdigi hazla benden gidip sana geliyorum.Yasam dedigin bir avuc ici kadar sıkı olsada her geceyı sabaha baglaması kdar umut verıcı SEVGILIM ..

9 Mayıs 2011 Pazartesi

sen bana E S R İ K ben sana D E S İ S E

Su çürüdü ...

sakinliğinden doğan sarhoşluğun verdiği uyuşuklukla ruhu kandırma çabası bizimkisi sadece uyuşukluk hissine çıkartılmış bir davetiye sevda çorbası gibi...

asla tam anlamıyla içine ne konduğu bilinmeyen bir çorba ....

seni senden çok sevdiğim için özür dilerim ..İŞTE TAM DESİSE orda başlar ..sana ihanet ediyorum senle ...

BaNa yalaN söyle ki uyanayım Bu masalımsı rüyanın içiNdeki gerçekten

Hoşgeldin sevgilim rüyamın derinliklerindeki sessiz benliğine... seni sevmenin vermiş olduğu hazzın yüksek onurlarında sadakatin verdiği yaşam arzusuyla ve sana sen olma güdüsünün yaşatma sancısıyla doğumumuza HOŞGELDİN ...